1 Ocak 2009 Perşembe

Biskuvi

Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır :
-Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler.Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu.
-O halde? diye yanıtlar başçavuş.Sen hiç asker bisküvisi yedin mi?
-Şey...yani evet, başçavuşum.
-İçinden hiç asker çıktı mı, ulan!

Tek asker

Manevra varmış. Temel elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş :

-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel?Temel cevaplamış.Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.Temel bunları da cevaplamış.

Komutan en sonunda :

-Ya düşman tepeden gelirse, deyince.

Temel dayanamamış ve :

-Habu memleketin tek askeru ben miyum komitanum daa!

Kamuflaj

Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes çuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı....

İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar...

En son çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin...

Çuvaldan kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses: "Patateeeeeees"

İçki Öldürür

Albay askerlerin içki içmelerine engel olmak için kantinin duvarına bir yazı asmıştır.Yazıda :

-İçki öldürür, diye yazıyordur.

Ertesi gün oradan geçen albay ne görsün?Biri yazının altına şunları ilave etmemiş mi :

-Askerler ölmez!

Ezik Mehmet

Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup bir karar alırlar. Bir daha saf asker Mehmet'e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet'e açıklarlar. Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tek tek sorar:

- "Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi?"

- "Evet."

- "Sen Osman, benim sigaralarımdan otlanmayacaksın değil mi?"

- "Otlanmayacağım."

- "Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi?"

- "Yıkattırmayacağım."

Herkesten gerekli yanıtı alan Mehmet:

- "İyi, ben de bundan sonra karavanaların içine işemiyeceğim.."

Anam Babam

Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında :

-Komutanım benim bir şikayatim var.

-Söyle.

-Mehmet onbaşı beni döğdi.

-Git, ben onun cezasını veririm.

-Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.

-Anladım, git cezasını veririm.

-Anama babama laf etti.

-Git cezasını veririz dedik ya.

-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.

-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladım.

-Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.

Yüzbaşı :

-Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi.

Anneniz Ne diyor?

Çok genç bir İngiliz subayı, general olan babasının yanında yaverdi, yaşlı bir albaya emri iletmekle görevlendirildi

-Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaçlarına çekmenizi söylüyor, efendim, dedi.

Yüzü moraran albay da şöyle dedi :

-Demek öyle söylüyor!Peki anneniz ne diyor?!...

Sigara

Temel savasta büyük çatismanin hemen ardindan gecenin sessizliginde bir sigara yakar.

Arkadasi bagirir,

-Ne yapiyorsun bu çok tehlikeli!..

Temel sakin,

-Merak etme içime çekmeyrum.

Mala Vuriyem

Komutan köyden yeni gelmis bir askere sormus:

-Oglum sen ne isyapiyorsun?

Asker: -Mala vuriyem komitanim demis.

Komutan sinirlenmis tekrar sormus ve asker ayni sekilde mala vuriyem komitanim demis.

Komutan sinirlenmis ve bir tokat asilmis ve tekrar ayni soruyu sormus:

-Oglum sen ne is yapiyon asker demis

Asker : -Komitanim ben sivaciyim duvarlara mala vuriyem demis.

El bombası

Askeri hastanede yatan Temel ve arkadaşlarının cinsel organları kopmuş. Sebebini soranlara Temel anlatıyor:

- "El pombasu talimu yapayuduk, pimi çektuktan sonra ona kadar sayup atmamuz emredildi, piz de parmaklarumuzla saymaya paşladuk, pir, içi, uç, tört, peş, öpür ele geçmek için pompalaru apuş arasına koyalum tedük, alti, yeti, seçiz, tokuz...Bummm!!"

Asker Temel

Temel askere gitmis.Mutfakta çalismaya baslamis.Mutfaga her girdiginde buzdolabina selam veriyormus.Bir gün komutan sormus:

-Niye buzdolabina selam veriyorsun?

Temel cevap vermis:

-General Electric

Fatihin Yiğitleri

Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş: -Güm Güm Güm !!
İçeriden seslenmişler: -Kim o?

Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz İstanbul’u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz! İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler.

Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış: -Güm Güm Güm !!!

İçeriden sormuşlar: -Kim o?

Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz İstanbul’u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz!

İçeriden hemen cevaplamışlar: -Hadi len! Onlar 40 yıl önce geldi!

Dışarıdan yine ses gelmiş: -Biz mehter takımıyız ancak geldik!!!

Kekeme Dağcı

İki tane dağcı, birisi kekeme, dünyanın en yüksek dağına tırmanacaklarmış. Dağın ortasına tırmandıklarında, bizim kekemenin yine dili tutulmuş:
-"Çad.. çad.. çad..!" demeye başlamış. Öbür ki de;
-"Yukarı çıkalım, söylersin." demiş.
Çıkınca sormuş; "ne diycektin lan?" diye.
-"Çad.. çad.. çad.. çadırı aşağıda unuttuk!" diyor kekeme olan.
Çadır olmayınca Aşağı inmeye karar vermişler dağın ortasında kekeme yine;
-"Şak.. şak.. şak..!" diye konuşmaya çalışmış.
Öbür ki de, yine;
-"Aşağı inelim, söylersin" demiş.
Aşağı inmişler. Adam bakmış, çadır madır yok! Dönmüş ve sormuş:
-"Sen ne diyecektin?" diye...
-"Şak.. şak.. şak.. şaka yaptım!"

Yedek

Futbolcu Temel yeni bir kulübe transfer olmuş. Kendisiyle yapılan röpotajda:

-Şimdi yedekte kalmak içun çalişayrum.

-Herhalde takıma girmek için demek istediniz?

-Yoo yedekte kalmak içun.

-Nası yanİ?

-Maçlari rahat seyretmek içun daa..

harbi taraftar

Temel maç seyretmek için stadın gişesine gelmiş.Gişe memuruna:
-Bilet ne kadar? diye sormuş.
-Beş milyon
Temel iki buçuk milyon uzatmış.
Gişe memuru:
-Beş milyon dedik ya kardeşim!
Temel:
-Ben sadece bizim takımı seyredeceğim, demiş. Öbür takımı seyretmeyeceğim.

Yangın

Karadeniz'de bir evde yangın çıkmıştı.
Bir kadın kucağında çocukla damın tepesinde kalakalmıştı.İtfaiye geldi, ama kadın bir türlü çocuğu aşağı atmıyordu.

Birlikte cayır cayır yanacaklardı. Derken kalabalığın arasından Temel fırladı :
-At yenge, çocuğu aşağı at.Ben Sürmenespor'un kalecisiyim.Çocuğu tutarım.

Kadın inandı ve attı.
Temel nefis bir atlama ile çocuğu yakaladı.
Sonra üç kere yere vurup degajını yaptı..

Madalya

Temel ile Idris bi gun stadyuma gitmisler.

Atletler kosarken aralarinda su konusma geçmis:

Temel :

-"Ula, bu usaklar hacan niye kosayi?"

Idris :

-"Biri birinci gelecek, madalya alacak."

Temel :

-"Haaaa!.. Peçi öbürleri niye kosayi???"

Büyük Hata

Dünya çapında katılımcıların olduğu silahla atıcılık yarışması yapılmış ve elemelerden sonra 3 kişi finallere kalmış.
Hedef dah zor tabi.. Bir kişinin ağzındaki sigara..
-Birinci yarışmacı silahına koyduğu tek mermi ile hedefe nişan almış ve sigaranın ucundan vurmuş.ve demiş "I am Jhone".

-ikinici yarışmacı öncekinden daha hızlı hareket ederek nişan almış ve ateş etmiş.(Çünkü bu arada sigara yanıyor.)o da hedefi vurmuş ve demiş
I am Smith.

Sıra Temele gelmiş nişan almış ve hedefdeki adamı alnının ortasından vurmuş ve "I am sorry" demiş

Fatih Terim

98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk uçakla fransaya fransanın hocasından taktik almaya gider.Fatih hoca,fransanın hocasına

"ya hocam sız nasıl şampiyon oldunuz özel bir yöntem mi kullanıyosunuz" der. Bunun üzerine fransa milli takımını hocası

"Yo hayır.Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum.Bakın" der ve Fransa milli takımında forma giyen Zidane ı yanına çağırır ve şöyle der "Zidane senin ananın babanın çocuğu ama kardeşin değil, kim bu?" der.

Zidane da "Benim, hocam"der.

Fatih Terim de aynı şeyi kendi futbolcularında uygalaya karar verir ve Istanbula geri dönüp Hakan Şükürü yanına çağırır ve

"Hakan senin ananın babanın oğlu ama kardeşin değil,kim bu?" der, Hakan da

"Hihi bi dakka hocam gidip bi Hagi ye sorayım hihi" der. Hagi ye gidip

"Hagi senin ananın babanın oğlu ama kardeşin deil,Kim bu?" der Hagi de

"benim tabiki" der. Bunun üzerine Hakan şükür Fatih hocaya döner ve "Hagiymiş hocam" der..

Fatih terimde"Saçmalama oglum ne hagi si.. Zidane" der..

Berber dükkanı

Bakanliklar Caddesinde mutevazi bir berber dukkani...
Mutevazi ama unlu bir berber dukkani...
Fikret usta yillardir musterilerini ayni mekanda tras etmekte..

Gunun birinde kapi acilir... Iceri giren musteri Aziz YILDIRIM dir...
-Acelem var...! der... Saclarimi soyle bir duzeltir, sakal trasimi yeniler misin ?
Onemli bir randevum var , gec kaldim...

Fikret usta meslegine ozgu maharetini sergiler, bir cirpida sac-sakal trasini bitiriverir...

- Eline saglik usta...Borcum ne kadar? ?? diye sorar gayet memnun bir bicimde Aziz YILDIRIM...

- Aaaa, olur mu? Siz koskoca Fenerbahce baskanisiniz... Sizden para almam soz konusu olamaz...
Dukkanimi sereflendirmeniz yeter bana...
Kesinlikle almam...

Israr falan....nafile.....

Tekrar tekrar tesekkur eder, dukkandan ayrilir Aziz YILDIRIM...!

Fikret usta ertesi sabah dukkanini acmaya geldiginde, kepengin hemen onunde koca bir paket ve pakede
ilistirilmis bir zarf bulur....

Pakette 15 adet sari-lacivert forma, zarfta ise 15 adet 100 Dolarlik bankonot vardir...

Mutlu mutlu kafasini iki yana sallar Fikret usta,ne geregi vardi....

Aradan bir kac gun gecmistir, dukkaninin kapisi acilir... Iceri giren musteri Suleyman SEBA dir...
- Seyyy..der...Acelem var...!
Saclarimi soyle bir duzeltir, sakal trasimi yeniler misin ?
Biyiklarima dokunma ama.. Onemli bir randevum var , gec kaldim...??

Fikret usta meslegine ozgu maharetini sergiler, bir cirpida sac-sakal trasini bitiriverir...

- Eline saglik usta...Borcum ne kadar? diye sorar gayet memnun bir bicimde Suleyman SEBA...

- Aaaa, olur mu? Siz BESIKTASlilarin onursal baskanisiniz...Turk sporuna hizmet etmis cok degerli bir
insansiniz..Sizden para almam soz konusu olamaz... Dukkanimi sereflendirmeniz yeter bana...
Kesinlikle almam..

Israr falan....nafile.....

Tekrar tekrar tesekkur eder, dukkandan ayrilir Suleyman SEBA.... !

Fikret usta ertesi sabah dukkanini acmaya geldiginde, kepengin hemen onunde kucuk bir paket ve pakede
ilistirilmis bir zarf bulur....

Pakette 15 adet BJK rozeti, zarfta ise 15 adet 1? er milyonluk Turk Lirasindan toplam 15 Milyon TL
vardir...

Mutlu mutlu kafasini iki yana sallar Fikret usta. Ne geregi vardi....Hem de emekli maasindan...!!!

..........

Tesaduf bu ya....aradan bir kac gun daha gecmistir,dukkanin kapisi aralanir... Iceri giren musteri Faruk
SUREN dir...

-Cok acelem var...! der... Bir yandan da telasli telasli saatine bakmaktadir...
Saclarimi soyle bir duzeltir, sakal trasimi yeniler misin ?
Onemli bir randevum var , gec kaldim..

Fikret usta hemen ise koyulur, meslegine ozgu maharetini sergiler, bir cirpida sac-sakal trasini
bitiriverir...

- Bravo sana usta...Dedikleri kadar hizliymissin...Borcum ne kadar? diye sorar gayet memnun bir bicimde
Faruk SUREN ..

- Aaaa, olur mu? Siz koskoca UEFA sampiyonu Galatasaray'in baskanisiniz... Sizden para almam soz
konusu olamaz...
Dukkanimi sereflendirmeniz yeter bana...Kesinlikle almam....

Peki usta...Nasil istersen der...aceleyle berber dukkanindan ayrilir Faruk SUREN....

Fikret usta ertesi sabah dukkanini acmaya geldiginde, kepengin hemen onunde 15 adet Galatasaray yoneticisi
sira beklemektedir....

Futbol konuşuruz

Einstein ölünce insanlığa hizmetlerinden dolayı onu cennette bir villaya yerleştirmişler. Bir gün kapısı çalmış. Gelen adam benim IQ 200 demiş. einstein ooh demiş gel içeri seninle quantum fiziği konuşuruz.

Bir vakit sonra başka biri gelmiş. Adam benim IQ 90 demiş. Einstein gel gel demiş seninle siyaset konuşuruz.

Derken üçüncü adam kapıyı çalmış. Benim IQ 5 demiş.
einstein biraz düşünmüş ve cevabı vermiş.. Gel içeri seninle de Futbol konuşuruz.

MAÇ

Iki karadeniz takimi: Rizesporla Sinop mac yapiyorlarmis.
O esnada stadin yanindan bir tren geciyormus.
Sinoplular trenin dudugunu hakemin bitis dudugu zannetmisler.
Ve sahayi terketmisler. Kalan 85 dakikada Rizespor da gol atamayinca mac 0-0 berabere bitmis.

Şike

Futbol maçı başlamadan önce iki takımdan birinin kaptanı, hakemi bir köşeye çekip :

-Hocam, der.Sen bizim takımın durumunu bilmezsin...

-Bu maçı bize kaybettirecek olursan, bizimkiler seni ne yapar bilirmisin?

-Ne yaparlar?

-Seni parça parça ederler...

Hakem cevap verdi : -Anlaşıldı, siz bu oyunda berabere kalacaksınız...

-Neden?

-Öteki, takımın kaptanı da bana aynı sözleri söyledi de ondan!..

BOKS MAÇI

Bir gün Temel Mike Tayson ile ünvan maçina çikmis.
Daha ilk yumrukta Temel nakavt olmus.
Hakem bir, iki, üç dört.. sayarken menejeri Temel'in kulagina;
-"Sakin dokuzdan önce kalma" demis
Temel hafifden gözlerini aralayarak menejerine;

-"Saat kaç?"

Böcek bacağı

Biyoloji dersinden sınav olacakmış. Sınıftaki herkes defteri, kiatbı okuyup bir güzel hazırlanmış. Ancak sınavın yapıalcağı gün sınıfa gittiklerinde bir de bakmışlar ki, ortada kağıt kalem yok, herkes için bir mikroskop var. Hoca öğrencileri şöyle bir süzüp konuşmuş: "Her mikroskopun altında, bir böceğin bacağı var, sınav sorunuz, bacağından böceği tanımak." İtirazlar, sızlanmalar nafile; sınav başlamış. Öğrencilerden biri dayanayıp, hoca daha yüzünü göremeden kapıyı çarpmış çıkmış. Sesle irkilen hoca bağırmış: "Hangi terbiyesiz o, kapıyı çarpıp çıkan?" Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış...

Doğum Yerim

Ders coğrafya dersi, Türkiye haritası tahtada asılı. Öğretmen her zamanki gibi çocuklara coğrafya kitabından sayfa numaralarını vererek okumalarını ister ve bütün sınıflarda yaptığı gibi poşetinden şişlerini çıkararak örgü örmeye başlar. Dersin ortalarına doğru müdür ve müfettiş kapıda belirince telaşlanan öğretmen örgüsünü fırlatarak surat kıpkırmızı ayağa kalkar. Kendi için ördüğü etek ise haritanin asılı olduğu çiviye takılmıştır. Müfettiş dersin nasıl gittiğini sorup çocuklara birkaç soru soracağını belirterek Ali'yi ayağa kaldırır. - "Türkiye'nin başkenti neresi oğlum?" - "Ankara hocam." Müfettiş tekrar Ali'ye: - "Harita bilgin nasıl? Bana doğum yerini gösterebilir misin?" Ali Sinop doğumludur ve öğretmeninin eteği Sinop'un üstünü kapatmaktadır. Biraz duraksadıksan sonra öğretmenine: "eteğinizi kaldırır mısınız hocam, doğum yerimi göstericem."

Şoför olurdum

Ali okula yazılacakmış. Ama çok fırlama bir çocuk olduğundan babası bazı önlemler almaya karar vermiş ve okuldaki öğretmenine ve diğer öğretmenlere durumu anlatmış. Sıra servis şoförüne gelmiş. Servis şoförüne oğlunun ne kadar fırlama olduğunu anlatmış. Şoför hiç oralı olmamış içinden, "ufacık çocuk ne kadar fırlama olabilir ki?" demiş... Okul günü gelmiş ve Ali alınması gereken yerden servise binmiş. Yolculuğun ilk başlarında sakin sakin oturan Ali daha sonra şoförün yanına gelerek "amca benim annem tavuk babam horoz olsaydı ben civciv olurdum değil mi?" demiş. Şoför: - "Evet yavrum, şimdi geç yerine otur" demiş. Biraz sonra Ali yine şoförün yanına giderek "amca benim annem inek babam boğa olsaydı ben buzağı olurdum değil mi?" demiş. Şoför biraz sinirli: - "Evet, şimdi git yerine otur", demiş. Biraz sonra Ali yine şoförün yanına gelerek "amca benim annem" demeye kalmadan şoför Ali'ye "ben sana bir soru soracağım" demiş ve ardından "senin annen orospu baban pezevenk olsaydı sen ne olurdun bakayım?" demiş. Ali sırıtarak cevap vermiş: - "ŞOFÖR".

Stil

Öğretmen öğrencilere soru soruyor: - "Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?" Biri cevap veriyor: - "4 kuş kalır." Başka bir çocuk da hemen atılır: - "Hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." Öğretmen bunun üzerine: - "Cevap yanlış ama stilini sevdim", der. Çocuk buna karşılık verir: - "Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... Karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. Biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... Bu bayanlardan hangisi evlidir?" Öğretmen düşünüyor, düşünüyor... - "Emerek yiyen evlidir", diyor... Çocuk cevap veriyor: - "Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... Ama ben de sizin stilinizi sevdim.."

Yazı Tura

Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen gelip başına dikilmiş: - "Temel hepsini yazı tura atıyorsun, hala bitiremedin mi?" Temel: - "Hocam bir saat önce bitirdim ama cevaplarımı kontrol ediyorum!"

Geri vites

Temel bir BMW almış. Arabasıyla Trabzon'a gidip hava atmak istemiş. İstanbul'dan yola çıkmadan önce Trabzon'a telefon açmış ve "Ben yarın 12'de yola çıkıyorum beni karşılayın" demiş. Ertesi gün 6 saatte Trabzon'a varmış. Orda bir kaç gün takıldıktan sonra İstanbul'a dönmeye karar vermiş. İstanbul'a telefon açmış ve "Ben yarın 12'de yola çıkıyorum beni karşılayın" demiş. Ertesi gün İstanbul'dakiler beklemeye başlamışlar. 6 saat olmuş Temel yok. 10 saat yok, 20 saat yok, 40,50 derken Temel gelmiş. Hemen sormuşlar: - "Ya sen giderken 6 saatte gittin de niye dönüşün böyle uzun sürdü?" Temel de yanıtlamış: - "Hep şu Alaman gavuru yüzünden. Arabaya ileri gitmek için 5 vites, geri gelmek için tek vites koymuşlar."

Eşek Kaçardı

Bir gün Temel eşeğiyle köyüne dönerken, yolda gördüğü elma bahçesindeki elmalardan tatmak ister. Bahçeye girer ve eşeğinin üstünden kolayca eriştiği elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahçe sahibi ikisini de görür ve yakalar.. Önce bir güzel eşeği döver, ardından da Temel'i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar: - Tamam tövdün, anladık ta sana pirşey sormak isteyrum! - Sor bakalım. - Neden önce beni değul de eşeği dövdün? - Seni önce dövseydim eşek kaçardı da ondan!...

Fındık Fıstık

Dursun askerden dönmüş. büyük bir heyecanla askerlik anılarını Temel'e anlatıyormuş: - "Ula Temel bizim bi komutan vardı. Bi cörecektun, adam lazlaru sevmeyu da! Bakayi eğer tipin laza benziyse bi finduk de bakayim diyor, finduk diyincede laz olduğun anlaşılıyor çektirmediğu kalmayi" demiş. "Aman Temel finduk demeyi öğrende bari sen ezuyet çekme.." demiş. Temel çalışmış çabalamış ve fındık demeyi öğrenmiş. Temel'de aynı komutana düşmüş. Komutan bakmış bu kesin laz. "fındık de bakalım "demiş sert bir eda ile. Temel hemen "fındık komutanım" demiş. Komutan "nasıl olur ya! bu adam laz ulan" demiş içinden.. - "Bir de fıstık de bakayım."

Gazla - Temel

Temel bir gün arkadaşı Dursun'la bir kamyona çok fazla mal yüklemiş. Öyleki kamyonun üstünden yüksekliği 8 metre varmış. Derken karşılarına bir üst geçit çıkmış. Temel'in gözüne üst geçitteki bir tabela görünmüş, tabelada şunlar yazılıymış; "AZAMİ YÜKSEKLIK 6 METRE". Temel sağına soluna baktıktan sonra Dursun'a dönmüş ve şöyle demiş; "GAZLA ULA POLIS YOK!".

Donlar - Temel :)

Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane: Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." Sıra Fransız'ın valizine gelmiş; açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba... Her gün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe, medeniyete bak!" demiş görevliler. Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar: "Neden 12 adet?" Bizimki cevap vermiş: "Ocak, Şubat, Mart,.."

Bir şans daha - Temel

Kasabada matematik dersinden herkes geçiyor, ama Temel bir türlü geçemiyor. Temel'in babası okula giderek Temel'in matematiğinin aslında iyi olduğunu, Temel'in notlarının öğretmenlerin Temel'e olan gıcığından kaynaklandığını söyler. Bunun üzerine Müdür'le Temel şöyle bir anlaşma yaparlar: Bir stadta bütün halk toplanacaktır; sahanın ortasına masa kurulup Temel halkın huzurunda sözlü olacaktır.. Ve tarih belirlenir; o gün gelir, bütün halk stadta toplanır; saha ortasında sözlü başlar: Öğretmen Temel'e sorar: - "Söyle bakalım 7 kere 7?" Temel hiç düşünmeden cevap verir: - "49" Statdan bir gürültü kopar: - "Bir şans daha verin, bir şans daha verin."

Temel karayollarında

Temel Karayolları Müdürlüğünde işe alınmıştır; görevi ise yollardaki çizgileri çekmektir. Temel'e bir kutu boya ve fırça verilir. Temel çizgileri çekmeye başlar. Bir gün amiri gelir ve çizelgeye bakar; "1. gün 500 metre, 2. gün 300 metre, 3. gün 150 metre, 4. Gün 100 metre.." "Temel", der "her gün gittikçe tembelleşiyorsun galiba?" Temel cevap verir: "Aksine amirum daha çok çalışayrum lakin gün geçtikçe boya kutusundan daha fazla uzaklaşayrum."

Boyacılar

İki boyacı olan Temel (kısa boylu) ile İdris (uzun boylu), bir bayrak direği boyama işini almışlar. Bu iş için ne kadar boya alacaklarını hesaplamak için direği ölçmeye çalışmışlar. Çapını ölçmek kolay olmuş ama ya yüksekliği? Onu ölçmek için Temel İdris'in omuzlarına çıkmış ama direğin tam tepesine ulaşamamış. Idris; "Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim" deyip Temel'in omuzlarına çıkmış ama gene aynı sonuç... Oturup ne yapacaklarını düşünürken yanlarına iri-yarı bir adam yaklaşıp ne yaptıklarını sormuş. Temel'le Idris sorunu anlattıktan sonra, adam direği yerden güç bela söküp yere yatırmış. Boyunu ölçüp tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmiş. Gittikten sonra Idris'le Temel bakışıp gülüşmüşler: "Aptal herife bak! Biz ona yüksekliğini sorduk o bize uzunluğunu verdi."

Karpuz çekirdekleri

Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik profesörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış. İlk Fransız profesörün çalışmasının başına gelmişler. Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş. Fransız profesör başlamış anlatmaya: - "Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim. Ortaya çıkan mahlukatın eti kırmızı et kadar lezzetli, beyaz et kadar sağlıklı oldu", demiş. Ardından diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar. Sıra gelmiş Türkiye'den bizim Laz profesöre. Jüri başkanı: - "Sizin çalışmanız nedir?", diye sormuş. Laz profesör anlatmış: - "Ben" demiş, "karpuz genleri ile hamam böceği genlerini birleştirdim!" Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan Laz profesöre: - "Bu çalışma ne işe yarar?", diye sormuş. Laz profesör: - "Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyorsunuz, çekirdekleri kaçışıyo!"

Temel - Tekrar Deneyin :)

Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar: - "Tekrar deneyin." Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur: - "Tekrar deneyin." ... ... ... En sonunda sinirlenen Temel: - "Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hala pi şey çıkmadi."

Boş Kaset :)

Şehirlerarası yolculuk sırasında, hemen şoförün arkasında oturan Temel, şoföre seslenmiş: - Kaptan, haçan sekiz saattur yol aliyruk, habu teyp da devamli çalayi. Kafamuz şişti da... Şoför nazik: - İsterseniz kapatabilirim. Temel'den başka öneri gelmiş: - Yok kapatma... Bi boş kaset koysan da kafamuzi dinlesek...

Temel - Tavukcu

Temel tavukçuluk yapmaya karar verir. Gider 250 tane civciv alır ve getirip ayaklarından tarlaya eker. Sabah öldüklerini görür. Herhalde ters taraftan ektim diye düşünerek ertesi gün de yine o kadar civciv alır ve bu sefer de kafalarından eker. Sonuç yine hüsrandır. Bir mektup yazarak durumu İstanbul'da veterinerlik fakültesindeki amcası Dursun'a bildirerek bilgi ister. Bir süre sonra cevap gelir: - "Haçan sen oranın toprağından numune gönder de inceleteyum."

Temel - Yavaşla :)

Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor... Bakmış bir tabela: "YAVAŞLA 80 km." Hızını o an 80'e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: "YAVAŞLA 60 km." Temel 60'a inmiş. Merakla giderken yeniden bir tabela: "YAVAŞLA 40." - "Yolda çalışma var galiba!" deyip 40'a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela: "YAVAŞLA 15 km." Talimata uyarak 15 km.'ye düşmüş Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş: "YAVAŞLA'YA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500"

Temel-Karıncalar

Temel bir gün bir Alman, Fransız, ve Rus'la birlikte bir otele kalmaya gitmiş. Otelde tek bir oda varmış. Onda da bir çok karınca olduğundan kimse orda kalamazmış. Bizim kafadarlar "biz kalırız" demişler. Birinci gün Alman kalmış ve ancak iki saat durabilmiş. Fransız onun kadar da dayanamamış. Bunun üzerine Rus kalmaktan vazgeçmiş. Temel o gece odada kalmış ve odadan sabah geç saatte çıkmış. Herkes çok şaşırmış ve sormuş: - "Nasıl bu kadar kaldın. Temel de: - "Karıncanın tekini öldürdüm diğerleri cenazeye gitti", demiş.

Temel - Sifon

Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmiş. Dursun Temel'i havaalanında karşılamış. Beraberce dışarı çıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu, daa!" Dursun hafifçe gülmüş: "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Yola çıkmışlar, Dursun'un çiftliğinin kapısından içeri girmişler. Git git bir türlü eve varmıyorlar. Temel şaşkınlık içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüş. "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Neyse, akşam olmuş, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bağırmış: "amma büyük masa, daa!" Dursun'un sesi gelmiş "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun: - "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapı" diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun oldugu yermiş. Heryer karanlık olduğu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya başlamış: - "Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!"

Aldatmaca

İlyas ile Temel karşılıklı oturmuşlar sohbet ediyorlarmış. Konuşma sırasında iş kimin daha zeki olduğuna gelip dayanmış ve iki uşak birbirine bilmece sormaya karar vermiş. İlk bilmeceyi İlyas sormuş: - "Saridur, kafestedur, öter... Pu nedur, pill bakayrum..." Temel hemen, "Kanaryadur" cevabını yapıştırmış. Fakat İlyas hayır anlamında kafasını kaldırır. Temel, birbiri ardına bütün kuşların adını sayıp döker. Fakat her seferinde İlyas hayır deyince pes etmek zorunda kalır. İlyas büyük bir sevinç içinde, - "Haçan insan hamsiyu pilmez mu?" deyince Temel hemen atılır. - "Hamsi saru değuldur ki?" - "Boyamuşumdur.." - "Kafeste midur?" - "Koymişumdur.." Temel şaşırır: "Peku öter mu hamsi?" - "O da aldatmacasıdur işin daa!.."

Sinyal

Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takıldı da..

Rize - Trabzon Maçı :)

Trabzonlu imamlarla, Rizeli imamlar turnuva düzenleyip maç yaparlarmış; ama her defasında Rizeli imamlar yenerlermiş. Trabzonun takım kaptanı Temel Hoca demiş ki; "uşaklar bu böyle gitmez, bizim Trabzonsporlu Hami'yi takıma alalım, diyelim ki bu bizim merkez caminin yeni hocası." Diğerleri de kabul etmişler ve maça gitmisler Rize'ye. Dönüşte takım kaptanı Temel Hoca'ya sormuşlar, "mac ne oldu? diye; "2-1 yenildik" demiş. "Peki golleri kim attı?" diye sormuşlar; Temel "bizim golü Hami Hoca attı; onların golleri de Del Pierro Hoca ile Roberto Carlos Hoca attı.." demiş.

Template by - Abdul Munir | Daya Earth Blogger Template
>